Bir siyasal imkân olarak Kürt düşmanlığı

Gün boyu konuşulan manşeti gördüm nihayet. Savaşan şahinler, yenilgiyi kabul etmek istemiyor,  kopmuş geliyor. Her yerden, her yoldan hesap sorma peşinde Kürtlere... 



Ah şu “Ankara’daki askeri kaynaklar”, hiç değişmeyen güzel abiler. Çok değil 20 yıl kadar önce, hani   28 Şubat günlerinde, hem biraz öncesinde ve hem biraz sonrasında kendi kendine kaynayıp duran, ortalığı, memleketi kaynatıp duran şu kaynaklar.

O zamanlar, “cami ile kışla arasında çatışma” filan gibi zevzeklikler de çok modaydı. Camideki kışlayı, kışladaki camiyi görmeyenler de bu ikilik etrafında laflar dururdu. Gün oldu, devran döndü, camiciler kışlacı, kışlacılar camici oldu. O oldu, bu oldu ama bir şey değişmedi: Askeri kaynaklar hala “Kürt meselesi” mesele olunca ne güzel kaynak, ne ulu kaynak, ne tatlı kaynak. Bu tatlı sudan Sabah gazetesi de bugün (19 Haziran 2015) bol bol içirmiş herkese.


“Askeri kaynak” damacanasından kirli suyu içirmeye karar verince, artık sudaki kirlerin hesabı tutulmaz ama işte meslek hastalığı, yine de küçük küçük arızalara takılmadan edemiyor göz.
PYD demek “Kobani’den sonra” Tel Abyad’ı ele geçirmiş. Yani Kobani, PYD’nin “elinde” değilmiş de “ele geçirmiş” öyle mi? Öyle anlaşılıyor, peki bu güzel bilgiyi niye genişletilmiş cumhurbaşkanınıza vermediniz, “Orası PYD’nin elinde değil” diye, hani diyordu ya” Kobani zaten düştü düşecek” diye? Haydi Kobani’ye dair bu özensizliğinizi, müthiş manşet fikrinizin heyecanına bağlayalım, Tel Abyad’ı kanton mu sanırsınız siz? Sanırsınız, sanmazsınız ne fark eder değil mi? Maksat, “Ankara’da bir çok senaryoyu gündeme getirdi” cümlesine bir an önce, ama bir an önce ulaşmak, doğru bilgi, eksiksiz anlatım filan dert mi şimdi allasen?

Senaryolar, iki tartışma üzerinden gelişiyor, manşet de buradan çıkıyor: DAEŞ mi PYD mi daha tehlikeli. Çünkü, çünkü, işte burası müthiş: “PYD (…) daha kalıcı.” Allah Allah? Konu Tel Abyad değil yani, bütünüyle PYD’nin “IŞİD’e göre daha kalıcı” olması… IŞİD niye gidici? Bu sorunun cevabı yok, gidici çünkü oralı değil filan diye cevap yetiştirmeye kalksak ne olur? Bildiği türküyü okur bunlar. IŞİD’in kalıcı olmadığını yalnız “yabancı askerlerden mürekkep” olmasından çıkarmıyor abiler, IŞİD ellerinde kalınca birden bire bunu anlıyor.

Ha, bu arada, ortada bir senaryo yok.

Manşeti yapanlar, azınlık hükümetinin ve başkanlık isteği geri çevrilmiş cumhurbaşkanının can simidi olarak gördüğü, bunun için de Kürt düşmanlığı musluklarını ufak ufak açtığı Milliyetçi Cephe hükümetinin değirmenine su taşımak istiyor besbelli. Yine besbelli, “milliyetçiliği ayaklar altına aldık, çünkü biz yaradılanı…” nutkunu atanlar da alkışlayanlar da Kürt düşmanlığının milliyetçilik olmadığını, doğal bir hak olduğunu düşünüyor, ki “PYD orada IŞİD’e göre daha çok kalacak…” cümlesi Ankara kulisleri-askerler filan ayağına sokuşturuluyor. IŞİD-PYD kıyası yapılabilir. Tabii ki manşeti yapanlar haklı: PYD orada kalacak. Hem de hayli uzun kalacak. Bir iki bin yıldır orada olan ataları gibi.
Manşet diyor ki, “Kaç bin yıldır oradasınız. Az da IŞİD kalsın, onlar daha yeni geldi” deseler açık açık, daha iyi gazetecilik yapmış olacaklar.


Bu arada, manşetin hemen altındaki “PYD Tel Abyad’a dönüşleri engelliyor” haberi de ayrı bir yalan, ama orada yorulma ihtiyacı duymamışlar, açık ve basitçe yalan yazmışlar. Yalanlar sürecek, besbelli, manşetteki acul ve kindar dil, siyasetten buralara sıçradı, buralardan da siyasete misliyle döner. Günahın da sevabın da döne döne işlendiği, büyüdüğü zamanlardayız. Yalanlar sürecek, “iç gelişmelere paralel olarak” kaydıyla, “PYD güneyden saldıracak” lafı, PYD’ye saldırı hazırlıklarına erken kılıf gibi. Aptalca yalanlardan değil bu yani. Haince yalanlardan.
Suriye savaşı çıktığından beri iktidar medyasında görülen savaşa körükle gitme huyu, şimdi Tel Abyad fitili üzerinden Kürt düşmanlığına evrilme yolunda. “Hedef Türkiye mi” sorusu altında, “olur mu olur”dan başka laf yok. İki yıldır doğrudan IŞİD’in (DAEŞ??) hedefi olan Kürtlerin savunma örgütünün tehdit olarak gösterilmesi, bu kadar abartılı ve bu kadar (tel tel derler ya, burada da cümle cümle bile değil, harf harf neredeyse) dökülen bir yalana abanılması, iktidarın acelesinin olduğunu gösteriyor. Acelesi var çünkü kaybediyor. Seçimi kaybetti. Hükümeti kaybetti. Başkanlığı kaybetti. IŞİD'ini kaybediyor. Amerikasını kaybediyor. Acelesi var. Tek güvencesi var: Kürt düşmanlığını körükleyip, MC hükümeti marifetiyle iktidarını sürdürmek.
Kürt düşmanlığını körüklemek de kolay sanıyorlar, Kürtlerin oturduğu her yer onların ya... Kürtler kendi topraklarında kiracı ya, kolayca, "Bunlar burada çok kalır haa" diye kamuoyuna korku dağları gösteriyorlar. Sanki IŞİD onların Almanya'daki oğulları, "Çık bakalım sen artık" der gibi...

Kürt düşmanlığından siyasal imkanlar çıkarma peşine düşerseniz, o pazardan MHP karlı çıkar. Seçimden önce de böyleydi, şimdi de böyle.
İktidar, seçimden önce Kobani'yi anlamazdan gelerek, sonra da çözüm sürecini çöpe atarak tek başına iktidarı kaybetmeyi garantilemişti aslında. Şimdi de Girê Sipî vesilesiyle aynı stratejik derinliksizliği yürürlüğe koyuyor.
Kaybedecek. Bu yola giren iktidarların, hükümetlerin ve partilerin hepsi gibi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

12 Eylül bildirisinin tam metni

15 Temmuz darbe girişimi bildirisinin tam metni